26 Ocak 2012 Perşembe

50 / 50 (2011)


Jonathan Levine'in dramın sakin sularında, anlattığı tüm insan acısına rağmen gülümseyerek ilerleyen son filmi. Adam (Joseph Gordon-Levitt) ölecek mi ölmeyecek mi gibi basit bir soruya yaslanmasına rağmen kendini izlettirmeyi başarıyor. Ölümü kendine tema edinen bir tür kendini iyi hisset filmi olmasına rağmen, benzer örneklerinin sulu zırtlak duygusallığa da düşmemeyi yalın tarzı ile baştan garantiye almış. Gerçekten hoş sahneler de var. Adam'ın ilk kemoterapi seansından kafası kıyak, sırıtarak hastaneden çıkması; pek sevmediğim ama canlandırdığı Kyle karakterine çok yakışan Seth Rogen'in, Adam'ın sevgilisini kepaze edip, üstüne vazifeymiş gibi pervasız bir sorumluluk duygusu ile evden kovuşu izlemeye değer. Üstelik sosyal yardım görevlisi, çaylak psikolog Kathrine karakterini canlandıran Anna Kendrick'te çok tatlı. Sonuç olarak nereye gittiğini çok iyi bildiğimiz ama yumuşacık insancıllığı, ukalıktan özellikle kaçınan mütavazi tavrıyla, insan yanlızlığının aşılmaz olmadığı mesajını veren ama gözümüze sokmayan bu hoş, sinek siklet film ringi yine de doldurarak izlenmeyi hak ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder